3. Sayı Yerel Kültür

Kategori: Genel | 0

YEREL KÜLTÜR

Tarihi değişim, yeni ve eskinin karışımından yeni bir mevcudiyet yaratır. Direnen eskilerle kendisine yer bulmak isteyen yeniler arasındaki bu savaş, genel anlamda siyasal egemenlik ve sermaye savaşı olarak varlığını ortaya koyma amacını taşır. Bu savaş meydanında eskilerden yenilere miras olarak kalan tek değişmeyen şey ise kültür ve kültür değerleridir. Diğerleri geçicidir.

Yirminci yüzyıldaki küresel sermaye ile birlikte küresel kültürel değişimler şemsiyesi, ulusal ve uluslararası bir biçimlenmeyi alanında barındırmayı hedef seçmiştir. Özellikle günümüzün son on beş yirmi yılında, bu hedefteki değişimlere karşı koyan farklı direnişler yaşanmaktadır. Yerel alanlarda ve coğrafyalarda, eğitim ve teknolojik gelişmeler bu karşı koymalara büyük oranda katkı sağlamaktadır.

Değişimin öncüsü olan etkenler, onu destekleyen ve onaylayan yeni insan kaynakları olarak, bu akışa kendi penceresinden bakışla yön vermek istemektedirler. İstemlerini kabul ettirmede ve sonuçlara ulaşmada dolaylı olan değil direkt olan tercih, talepleri ortaya koymaktadırlar. Burada yenileşen, değişimin varlığını oluşturan yeni, genç kuşaklar; eskinin kültür değerlerini yerel anlamda sahiplenmekte küresel ve ulusal kültür egemenliğine de direnmenin başlangıcını yansıtmaya çalışmaktadırlar. Bu değişimin objektif değerlendirilmesi ancak yaşanacak bir süreçten sonra mümkün olacaktır. Bugün Ön Asya coğrafyasındaki yönetim değişimleri ve onunla birlikte yaşananlar; yerel bir varlığın kaybolmamasıyla uluslararası hâkimiyet stratejisinin iç içe girmiş karmaşıklığının, güçlü sermaye egemenliği ile zayıfın geleceğin hedeflerine varma kavgasıdır desek daha doğru olacaktır. Bu sürecin sonucu geçmiş çağlarda da yaşanan medeniyetler kavgasının birbirine intikal eden yerel medeniyet kültürlerinin kalıcılığı ile sonuçlanacaktır. Çünkü her topluluk kendi genetik ve bölgesel sosyolojik dokusunun oluşturduğu dinamizmlerle varlığını devam ettirir.

Ön Asya’nın merkezi coğrafyasında asırlardır yerleşik hayatını devam ettiren Gaziantep, bu değişimlerden uzak kalamayacaktır. Bu değişimleri yaşarken kazanımları ile kayıpları neler olacaktır? Önemli olan, bu değişimin taraflarının kimler olduğu ile değişime katkı sorumluluklarının neler olduğudur.

Gaziantep, tarih boyunca bölgesel anlamda coğrafyasında barındırdığı bütün medeniyetlerden kalanları bugüne en iyi bir var edilişle intikal ettirmiştir. Yaşanılanların sosyolojik bir değerlendirmesi yapıldığında bugünün ekonomik ve kültürel yaşam değerlerinin tarihin derinliklerinden günümüze intikal eden değerler olduğu görülecektir. Bu değerler küreselleşen sermaye ve kültür değişimlerinin baskısıyla karşı karşıyadır. Bu baskıya kimler karşı koyacaktır? Bu karşı koyma bütünlüğünü kimler desteklemelidir? Burada yerel öncü ve katılımcı sivil toplum kuruluşlarına hangi sorumluluklar düşmektedir? Ayrıca yerel kurumsal yapının bu yapıyı desteklerken karşılaşacağı yasal ve ulusal kültür politikaları karşısındaki yürütme yetki ve uygulanabilirliği nedir?

Yerel kültürün siyasal bir yapı anlayışında uzak olması gerektiği gerek aydın gerekse de siyasal bütünlük tarafından kabul edilmedikçe, yerel kültürün yaşatılma şansı yok denecek kadar azdır. Olanaklardan ve fırsatlardan yararlanmak ve bu mevcudiyeti yerel kültürün yaşatılması yararına kullanılması, kültürün tarafsızlığı korunmalıdır çizgileriyle birbirinden ayrıt edilmelidir. Bu konuda Gaziantep’in son yıllarda gerek uluslararası da gerekse ulusal bütünlük sınırları içindeki yerini; tarihi ve kültürel değerlere verilen önemle yaşamaktayız. Her aydın ve öncü siyasetçi, yerel kültürün yaşatılması için üstüne düşen görevi

yerine getirmelidir. Diğer mevcut kurum, kuruluş ve değerlerde kültürün tarafsızlığı adına katkılarını sunmalıdırlar.

Yerel kültürün yazılı belgelerle tarihe mal edilmesi kalıcılığındaki en büyük etken olarak önemini korumaktadır. Sağlıklı bir planlama ile birlikte katılımcılığın sağlanması, resmi ve bilimsel kurumlardan yararlanmanı zorunluluğu ile birlikte, yerel araştırmacıların ve yerel sivil toplum kuruluşlarının öncü ve katılımcı olanlarının da katılıma dahil edilmesi gerekir. Yerel kültür politikaları kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarla yürütülürken yöresel kaynaklar iyi değerlendirilmeli, bütünlük oluşumun sağlanması ve hedeflerinin sağlıklı sonuçlara ulaşması için taraflarının iyi bir dayanışma ve iletişim sergilemelerini finansal pay kaynakları mümkün kılacaktır.

Hüseyin Aldoğan

Araştırmacı Yazar Danışman ve Genel Koordinatör